AFRİKA’DA MODERN KÖLELİK SİSTEMİNİN EĞİTİM SORUNU ÖZELİNDE ANALİZİ
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    15.05.2012

 

             Kölelik sistemi ortaçağın sonuna kadar, Batı toplumunun iktisadî ve sosyal açıdan ayrılmaz bir parçası olmuştur. Batı dünyasında feodalizmin tarih sahnesinden çekilerek yerini burjuva ekonomik sistemine bırakmaya başladığı ana kadar kölelik kurumu, emek veriminin düşük ve teknik imkânların son derece kısıtlı olması sebebiyle en önemli üretim aracı olagelmiştir. Son derece ağır şartları haiz olan kölelerin hayatında ancak 19. yüzyıl sonlarından itibaren bir miktar düzelme meydana gelmiştir. Buna göre ortaçağ toplumunda kölelere reva görülen yaşam standartlarının bugün Afrika’da “parya toplumuna” reva görülmesi modern çağda kölelik kurumunun devam ettiğinin en bariz göstergesidir.

            Afrika toplumunda politik kaygılar ve ekonomik çıkarlar neticesinde milyarlarca dolarlık servetin üstünde yaşayan halkların modern çağda kölelik kurumlarında egemenlere hizmet eden parya toplumu olmaktan kurtulup, kendi imkânlarıyla ayakta durabilmesinin yolunun tayin edilmesi gerekmektedir.

            Eğitim Problemi

            Afrika kıtasındaki sömürünün ve geri kalmışlığın temel sebeplerinden biri eğitimsizlik ve cehalettir. Cehalet temelde toplumların geri kalmasında en önemli etmenlerden biri olması hasebiyle, bir toplumun işgal edilmesi ya da sömürülmesinin önünü açan ve uygun zemin hazırlayan bir unsurdur. Dünyada eğitim ortalaması batıda %95 - %99.9 oranlarında olmasına karşın, dünya üzerinde fakirliğin ve cehaletin en fazla olduğu Afrika kıtasının köylerinde öğrenim görenlerin oranı %20-25 arasında değişiyor. Afrika’nın gelişmiş şehirlerinde ise bu oran %30-40 arasında…

            Cehaletin Afrika toplumunda gün geçtikçe daha da artması fakirlik, açlık ve salgın hastalıkların yayılmasına, içme suyunun azalmasına ve bunların dışındaki diğer toplumsal sorunların çoğalmasına davetiye çıkarıyor. Milyonlarca çocuk, kadın ve erkek sokaklarda eğitimsiz ve işsiz geziyor. Bazı Afrika ülkelerinde insanlar hayatları boyunca kendilerine bir şeyler öğretecek birilerini bulamıyor; öyle ki isimlerini yazmayı güzelleştiremeden ölüm onları buluyor ve bu tür durumlar köylerde, hatta şehirlerde bile oldukça fazla yaşanıyor.

            Problemlerin Sebepleri

            Toplumların ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli sayıda okulun bulunmayışı ve hükümetlerin okul sayısını artırmada yetersiz kalışı, Afrika’da eğitim sorununun temel nedenlerinin başında geliyor. On binlerce köyü olan Afrika’nın yeterli sayıda okulu bulunmuyor. Bunun temel nedenlerini ise kısaca şu şekilde sınıflandırmak mümkün:

            Eğitici Kadro

            Afrika ülkelerinde ikinci temel sorun, yeterli sayıda öğretmen bulunmayışı… Az sayıdaki öğretmenlerin maaşlarının yetersizliği ise başka bir soruna yol açıyor. Afrika’nın birçok ülkesinde bir öğretmen maaşı ayda sadece 40 – 60 $ aralığında… Bu rakamı her bölge kendi imkânlarıyla karşılamaya çalışıyor. Bölgenin içinde bulunduğu ekonomik buhranlar nedeniyle bu rakam dahi ödenememekte olduğundan, aylık maaşları karşılanamayan öğretmenler mesleklerini bırakıp kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzere başka alanlara yöneliyorlar. Açlığın girdiği bir toplumda idealizmden bahsetmenin de mümkün olamayacağından öğretmenlerin de yapacakları fazla bir şey yok. Ayrıca yetersiz bir formasyon, vasıfsızlık, kötü çalışma koşulları, pedagojik denetimin olmaması ve kadro eksikliği, maaş ödemelerinin aksaması, statüsüzlük, kariyer takibinin eksikliği ve öğretmenliğin beklenen saygıyı toplumsal olarak görememesi gibi bir çok neden, mesleğe olan ilgiyi ortadan kaldırıyor.

            Öğrenci

            Okulların çok yetersiz olduğu ya da hiç bulunmadığı taşrada eğitim neredeyse imkânsız gibi... Şehir merkezlerinde durum biraz değişiyor.  Sınıfların aşırı derecede kalabalık olması, sınıfta kalma oranlarının yüksek oluşu, okulu yarıda terk edişlerin çok yüksek olduğu ve okulu bitirse dahi gençler için okul sonrası istihdam ve iş olanaklarının olmayışı Afrika’da öğrencilerin de okula olan ilgisini azaltıyor. Bu durum kız çocukların ve ailelerinin okula ilgisini daha da azaltıyor.

            Vergi Uygulamaları

            Devletin eğitim politikaları da Afrika’da eğitimin önündeki güçlü engeller arasında yer almakta... Mevcut okulların çoğunda vergilerin çok fazla olması zaten fakir olan halklar için eğitimi sekteye uğratan nedenler arasında. Baba, her şeyden önce günlük kazancını sağlayabilmek için çaba sarf ediyor ve bazen bunun için bile yeterli miktarda para bulması mümkün olmuyor. Doğal olarak eğitime ayıracak para kalmıyor. Zira bundan önemlisi aç kalmamak... Bu yüzden Afrika’da eğitimden genellikle, az sayıdaki zengin insanların çocukları yararlanıyor.

            Ulaşım

            Ulaşım ise bir başka problem Afrika’da... Bazı insanlar, okulun evlerine uzaklığı ve ulaşım aracı sıkıntısı yüzünden okula gidemiyor. Ayrıca yolların güvensizliği nedeniyle de birçok bölge halkı için eğitim, Kaf Dağı’nın ardında…

            Fizikî Koşullar

            Okulların fizikî olarak yetersizliği ve öğrenci sayısının fazlalığına bakımsızlık, eğitim araç ve gereçlerinin ve didaktik materyalin eksikliği ya da olmaması gibi faktörler de eklendiğinde eğitimin felç olması kaçınılmaz hale geliyor.

            Aileler / Veliler

            Okulun yararlılığına duyulan güvensizlik, çocukların okula gidebilmek için büyük fedakârlık yapmak zorunda olunması, devletin gençleri eğitebileceğine olan güvenin yitirilmiş ya da son derece az olması, diplomalı ya da diplomasız gençliğin işsizliği bütün Afrika ülkelerinde doğrusal bir çizgi izlemektedir. Yani gençler okusalar, diploma alsalar dahi zaten bunun hiçbir işe yaramayacağını düşündüklerinden ötürü, okul/eğitim Afrika kıtasında çok da cazip bir şey değil.

            Değinmeye çalıştığımız bu konu başlıkları aslında meselenin temel tespitlerinden oluşan genel konulardır. Ancak bu hususun asıl ve gerçek sebebi, Afrika’nın uzun yıllardır açlık, susuzluk ve eğitimsizlik sorunlarıyla kıvranan; ölümlere, ağır hastalıklara sebep olan durumunun toplum nezdinde siyasi bilince dönüşememesidir. Toplumda emperyalizme ve sömürüye karşı ortaya çıkabilecek siyasi bilinç, özelde Afrika’nın, genelde ise dünyanın sömürgeci Batının hâkimiyetinden kurtulması için kapı aralayacaktır.

            Çözüme Dair

            İlk olarak Afrika toplumunun şu anki sosyo-ekonomik durumunun adeta ortaçağ Avrupa kölelik müesseseleri dönemini tekrar yaşadığını, o günlerin kölelik kültürünün şu anda Afrika toplumunun işçi-işveren ilişkisi ve sosyal haklar bağlamında devam etmekte olduğu anlatılmalı, öğretilmeli, eğitim programlarında bunlara yer verilmelidir.

            Bunun yanı sıra toplumun gelecek 50 yılda nasıl bir siyasi bilinçlenme süreci yaşaması gerektiği de yine Müslüman uzmanlar tarafından fizibilite edilmeli, pilot çalışmalara başlanmalı, gençler ve çocuklar sabırla ve dikkatle işlenmelidir. Toplumun 10 yıl sonra, 25 yıl sonra ve hatta 50 yıl belki de 100 yıl sonra olması gereken siyasi bilinç bugünden fizibilite edilmeli ve toplum buna yönlendirilmelidir. Bunun ne kadar zor olduğunun ve bölgedeki egemen gasıp güçlerin bunu engellemek için yapabileceklerinin sınırlarının dahi öngörülemeyeceğinin farkında olmakla birlikte, İslam’ın mensuplarına yüklediği sosyal ve siyasal sorumluluğun da bir o kadar kaçınılmaz bir yük olduğu unutulmamalıdır.