EVANJELİST KİLİSE KONGOLU ÇOCUKLARI BÜYÜCÜ YAPTI
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    20.02.2012

 

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşayan çocuklar yıllar süren iç savaştan çok etkilendiler. Binlercesi öldü, binlercesi sakatlandı. Yaşıtları kreşlerde, okullarda, eğlence merkezlerinde iken binlercesi de asker olarak büyüdüler. Çocuk askerlerden ordular kurdular. Sokak çocukları Mobutu ve Kabila zamanında casus olarak kullanıldılar. Çocuk askerlerin sayısı 300 bin civarında idi. Şimdi bile hala 30 bin çocuk silah altında bulunuyor. Milyonlarca Afrikalı çocuk gibi çocukluklarını yaşayamadan büyüdüler. Ellerinde taşıdıkları kaleşnikoflar boylarına varıyordu. Bir çoğu daha ilk atış yaptıklarında birilerini öldürerek atış yapmayı öğrenmişlerdi. Psikolojik olarak tamamen yıkılmışlar. 

Ana-babaya çevreye yabancı olarak yetişmişlerdi. Ve bir çoğu kendi ailelerini bile öldürmüştü. Şimdi de bu toplumsal kopuşun meydana getirdiği boşluk, inançsızlık ve eğitimsizliğin bir sonucu olarak aileler Evanjelist kilisenin söylediklerine kanarak çocuklarını büyücülükle suçlayarak sokağa atıyorlar. Kongo nüfusunun yarısına yakınının çocuk olmasından kaynaklanıyor. 7 milyon nüfusa sahip başkent Kinşasa’da “shegues”, Mbejimoyi’de ise “Muana ya çisalu” veya “romains” olarak bilinen savunmasız resmi rakamlara göre 20 bin ile 40 bin gayri resmi olarak 100 bin sokak çocuğu bulunuyor.

Afrikanın her tarafında mantar gibi türeyen Evanjelist kilisenin televizyonundaki yayınlarında çocuklar uçmakla, insan eti yemekle, akrabalarını öldürüp yemekle, uğursuzluklar getirmekle suçlanıyor. İnsanlar umutsuzlar Kongo’da ve umut arıyorlar bu yüzden de Afrika’nın her tarafında mantar gibi türeyen Evanjelist kiliselere gidiyorlar. Kiliseye gidenlere evlerinizde büyücüler var bu yüzden başınıza felaketler geliyor diyorlar. Papazlar savunmasız çocukları içlerine şeytan girmiş, kötü ruhları taşıyor diyerek suçluyorlar. Para karşılığında çocukları temizleyeceklerini iddia ediyorlar.

Şeytan olmakla ve büyücülükle suçlanan çocuklar da kendilerini suçlayanları suçluyorlar ve “biz ailelerimizi öldürmedik, ve biz büyücü değiliz. Biz toplumun bir parçasıyız fakat biz toplum tarafından kötüye kullanıldık ve istismar edildik diyorlar.

Kongo toplumunda yaşanan bu problem diğer Afrika toplumlarında da yaşanıyor. Zimbabve’de geçen yıllarda bir kaç tane kilise yasaklandı. Çünkü kiliseler gelen çocuklara kiliseye gelmeyen ailelerinizi getirin gelmezlerse dövün, öldürün diyorlardı.

Büyücülük diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi Kongo’da da geleneksel bir inançtır. Eskiden yaşlı kişiler büyücü olabilirdi. Bu şimdi çocuklara da izafe ediliyor. Çocukların büyücü olması meselesinin Afrika kültürüyle alakası yoktur. Çocuk Hakları avukatı Ange Bay Bay “bu yeni bir problem çünkü bizde burada büyüdük ve çocukların büyücülükle suçlandığını görmedik. Hayatta kimi şeyler kötüye gitmeye başlayınca aileler sık sık çocukları suçluyorlar. Mesela birisi öldüğü zaman, hastalık veya beklenmedik bir sıkıntı olduğu zaman çocuklar bu durumdan sorumlu tutuluyor. Ülkedeki ekonomik şartlar ağırlaştıkça sıkıntıya giren ailelere çocuklarını suçluyorlar.

Nabor, Ange tarafından desteklenen bir evde yaşıyor. Nabor erkek kardeşleriyle birlikte babasının ölümünden dolayı suçlandı ve evlerinden atıldılar. “Babam tüberküloz idi bu yuzden öldü” diyor Nabor.

İnsanları batıl inançlara inanmaya başlayınca sıkıntıların ne derecelere varacağı tahmin edilemez hale geliyor. Pandi ismindeki bir anne de çocuklarını suçluyor. Mutfaktaki kimi eşlyalarım kırıldı, hastalanıp iyileşmedim, hastalığın ne olduğu konusunda doktorlar hiçbir şey söyleyemedi, öğütme makinası kırıldı, kaza geçirdim, evden para kayboldu anladım ki Ikomba ve Luwuabisa büyücüydüler.” Oğulları ise bundan habersizdiler başlarına neler geleceğinin farkında değillerdi.

Çocukların kilisede papaz tarafından yapılan şeytan kovma seansları sonunda kusturmak suretiyle karides büyüklüğünde bir yaratık çıkararak bundan kurtulduklarını söylüyorlar. Bu yüzden Kongolu çocuklar için “korku kültü”nün adı “papaz”dır. Çünkü büyücü olduğu söylenen çocuk papaza temizlenmesi için götürülür, çocuk büyücü olduğunu kabul edinceye kadar işkence edilir ve bir sandığa kilitlenir. Yiyecek içecek verilmez. Daha sonra çıkarılır ve temizlendiğine inanılır.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki bu durumun en temel sebebi eğitimizlik, batıl inançlar ve bu durumu daha da derinleştiren kimi Hıristiyan kiliseleridir. 

 

*Yazar Mustafa Efe tarafından kaleme alınan çalışmayı önemsediğim için istifade edilmesi dileğiyle  paylaşıyorum.