STK’LAR VE ATOMİZE OLAN GÜÇ KAYBI…
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    09.11.2013

STK’LAR VE ATOMİZE OLAN GÜÇ KAYBI…

Geçtiğimiz günlerde Sivil Toplum kuruluşlarının uzmanlaşmaları, profesyonelleşmesi ve alan seçimleri ile gerçekten amaçları özelinde örgütlenmelerine ilişkin bir yazı kaleme almıştım. Bazı kişi ve kurumlardan çeşitli eleştirilen aldım, katılmıyorum. Bilakis tümünün arkasındayım. Zira ben STK’ların toplumsal muhalefet ve sosyal dayanışma amacıyla örgütlenmeleri, her bir STK’mızın kendi alanında uzmanlaşıp bir masanın ayakları, bir bedenin azaları gibi birbirini tamamlayıcı roller üstlenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Akademik ve teknik olarak son yıllarda ülkemizde de ele alınmaya başlanan STK ve Sosyal tabanlı hareketler konuya genellikle dindar kesimin hakim olduğu bu alanda daha profesyonel bakmamız gereğini doğurmaktadır.

Avrupada ve ülkemizde STK’lar ve halkların katılımları ile, toplumun sosyo kültürel seviyesi ile STK’lara olan teveccühün de doğru orantılı olduğunu ifade etmeye çalıştım. Akademik olarak üzerinde çalıştığım STK’lar ve sosyal tabanlı hareketler ile ilgili zaman zaman yorumlarımı kaleme almaya da devam edeceğim inşaallah.

Son dönemde özellikle de Avrup Birliği müzakere sürecinde çıkarılan yasalarla birlikte, ülkemizde dernek yada sosyal tabanlı hareketler kurmak oldukça kolaylaştı. Gerekli teknik koşulları sağlamanız halinde birkaç gün içinde dernek kuabiliyor, birkaç saat içerisinde ise platform inisiyatif gibi tüzel kişilikler oluşturup, faaliyete başlayabiliyorsunuz. Vakıfların icrai ve idari denetiminin emniyet, dernekler masası kapsamına alınmasıyla birlikte vakıf kurulması önündeki mevzuatsal engellerde aşılınca, ülkemiz tam bir STK cenneti olmaya doğru gidiyor.

Şimdi gelelim asıl meseleye, tekrar olmasın diye özet geçeceğim. Ne demiştik, AB ve Batı ülkelerindeki STK’ların nüfusa ve nüfüsun STK üyeliklerine oranı Türkiye’ye oranla çok çok yüksek. Yani ülkemizde bu ülkelere göre daha az STK ve bu STK’lara üye var. Bu sayı bahsettiğimiz yasal düzenlemeler sonrasında artmaya başladı ancak hala yetersiz. Toplumun sosyal tabanlı hareketlere katılımı ve Politik ve siyasal söylemlerde bulunması, ülkenin sosyo kültürel ve entelektüel düzeyinin artması anlamında kesinlikle çok iyi bir gelişme. Fakat önceden çok geniş tabanlara yayılan kitlesel eylemleri organize edebilen, ülkenin siyasal ve sosyal anlamda muhatabı olabilen büyük STK’larımız varken, zamanla en ufak bir fikir ayrılığı sonrasında bu kurumlardan ayrılan küçük gruplar daha yerel dernekler ve yapılar kurmak suretiyle ana gövdeyi zayıflatmaktalar. Bu şekilde kendi içinde defalarca atomize olan yapılan ve bu yapıların doğurduğu mikro hareketler, büyük idealler ile o yapılarda bulunan mensuplarını ciddi anlamda demoralize etmekte, hayal kırıklığına sebep olmaktadır.

Buna göre ana gövdeden ayrılıp aynı alanda yeni bir söz söyleme iddiasıyla öne çıkan her STK, hem önceki ana gövdeyi zayıflatmakta, hem de kendisi eskisi gibi taban  bulamayarak birlikye yola çıkanlarda bir ümitsizlik hali ortaya çıkarmaktadır. Bu toplumsal muhalefet ve sosyal tabanlı olaylarda cılız sesler, güçsüz muhalefetler halinde kalmakta ve etkisini ciddi anlamda yitirmektedir.

Elbette ki bu yeni yapıları bu aşamaya getiren ana gövdeler, bu yapıları bünyede tutabilecek irade ve olgunluğu göstermeyerek sorumludur, ancak en küçük bir fikir yada yorum ayrılığında mikro yeni yapılar kurmak, ana gövdenin güçlü sesini, yerel ve mikro fikirlere çevirip kısmaktadır.

Global bir yapının içinde dünyaya ultimatom verebilecek öz güvendeki yapılardan, mahalli ve yerel gençlik çalışmalarına devşirilen STK/İslami hareket süreci bu gidişle Asr-ı Saadet yada Osmanlı’daki sosyal dayanışma yada sosyal muhalefetin yerine yerel gençlik derneklerine indirgenecek gibi gözüküyor.

Son söz olarak toplumsal muhalefet, sosyal tabanlı politik gençlik örgütleri atomize olarak değil, ortak paydalarda birleşerek örgütlenmeli, hiç olmazsa bu gençlik örgütleri federatif bir çatı örgütlenmesine giderek, mücadelede sesini ve gücünü yükseltmelidir.

Sonuç olarak en küçüğünden en büyüğüne kadar İslami Gençlik örgütlerinde çalışan emek veren, çabalayan tüm kademelerdeki arkadaşlarımın, kardeşlerimin, ağabeylerimin, bacılarının emekleri ve kutsal vazifelerinden ötürü yürekten kutluyorum. Allah yardımcınız olsun, yolunuz açık, umudunuz kavi olsun.

Selam, dua ve muhabbetle…

Süleyman KURT

09.11.2013

twitter.com/slymnkurt