SURİYE MÜDAHALESİNİN ESAS HEDEFİ NEYDİ?
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    13.09.2013

Batı ve emperyal güçlerin son kimyasal saldırılar sonrasında Suriye’ye müdahaleyi yüksek sesle ve aniden dile getirmesi beraberinde nasıl bir hesabın yapıldığı sorusunu da gündemimize taşımıştır. Müdahale açıklamalarının en başından itibaren aslında müdahale edilmemek üzere bir duruş ve söylem barındırdığı az çok ön görülebilmekteydi. 
Burada en önemli nokta müdahalenin bu kadar yüksek frekansta, kesin ifadelerle ve net bir şekilde dile getirilmiş olmasına rağmen, bir anda frekansın düşürülmesi ve müdahalenin iptal edilmesidir. İptal edilmeyecek olsa da çok sınırlı tüm hazırlık ve tedbirleri alınmış bölgeye göstermelik olarak yapılma ihtimalidir.

Şimdi öncelikle ABD ve diğer unsurların Suriye’ye neden müdahale edecek olmasıyla başlayalım. Neydi gerekçe? Kimyasal saldırı. Peki bu kimyasal silahlar ABD ordu envanterinde, Türkiye dahil hemen tüm askeri ve stretejik üslerinde yok mu? ABD 1945’te Hiroşima’da 90 Bin kişiyi, hem de “küçük çocuk” adını verdiği kimyasal bombayla birkaç saat içinde katletmedi mi? Ayrıca şu anda ABD’nin elinde tam 500 Ton kimyasal silah ve bomba olduğu resmi olarak biliniyorken, ABD'yi Rusya, Fransa ve İngiltere toplamda yaklaşık 500 tona yaklaşan miktarla kimyasal silahla izliyorken, batının bir anda Suriye’ye kimyasal silah diye yönelmesi anlaşılamaz bir durum.

Yine Esed ve destekçi ülkeleri olan İran, Rusya ve Çin ile birlikte Mart 2010’da başlayan savaştan itibaren resmi kayıtlara göre 110 Binden fazla vatandaşını katlettiğinde ses çıkartmayan ABD, Ne oldu da 1.400 gibi az(!) bir kişinin canına mal olan kimyasalda böylesi şahin kesildi?

Cevabı şöyle vermek mümkün;
Öncelikle ABD Suriye’de Esed unsurlarının halkını katletmesinden ve şehirleri tarumar etmesinden son derece memnun, zira diz çökmüş bir Suriye, güçlü bir Suriye’den iyidir. Fakat uluslararası kamuoyunun saldırılara bir anlamda “iç mesele” olarak bakabilmesini sağlayabilmek için sessiz ve usulca katliamlara devam etmesi gerekirken, kimyasal ile gözler bir anda Suriye’ye çevrildi yeniden. ABD, Dünya kamuoyunun tepkisini dindirmek yada hafifletmek için takındığı şahin tavrını kamuoyunun gazı alındıktan sonra sitemli olarak hafifletti ve ölümü gösterip sıtmaya razı ederek Suriye meselesini soğuttu. Olan çırpınarak can veren evlatlarımıza oldu bu arada…

Türkiye…
ABD Suriye konusunda Türkiye’yi cesaretlendirerek Türkiye’nin de şahin bir tavır takınmasına zemin hazırladı, bu tutumu Türkiye’yi içerideki Esed hamisi sol ve alevi kesimi hararetlendirerek Türkiye iç kamuoyunun da sürece çekilmesine destek oldu. Türkiye başından beri muhaliflere ve sığınmacılara verdiği destek nedeniyle iç kamuoyunda yıpratılmak ve itibarsızlaştırılmak istendi. İçerideki ABD Kalemlerine, “o kadar biliyorsan kendin vur” yada “önce düşürülen F4 uçağının intikamını al” yada “Reyhanlı da 52 vatandaşını Esed öldürdü diyorsun, o zaman ABD’yi bekleme git sen vur” kabilinden ifadelerle köşeye sıkıştırma gayreti de bu planlar arasında yer almaktadır.

Mısır…
Bir diğer sebep ise, Mısır’da darbe sonrası yaşanan hukuksuz, haksız, mesnetsiz ve yalanlar üzerine bina edilmiş katliamları, gözaltıları ve darbeyi dünya ve islam aleminin gündeminden uzaklaştırarak darbecilere rahat bir çalışma ortamı sağlamaktır. Darbe sonrası İhvan ’ın bütün lider kadrosu tutuklandı, içlerinden yada ailelerinden çoluk çocukları katledildi, demokratik ve meşru olarak iktidara gelen Muhammed Mursi dünyanın gözleri önünde demokrasi havarilerinin açık desteğiyle al aşağı ediliyor ve dünyada ciddi bir infiale yol açıyordu. Suriye müdahalesinin bu denli vitrine taşınması Mısır’da yaşanan hukuksuz ve insafsız katliam ve uygulamaları da göz önünden kaldırmaya yöneliktir. Aslında bu yaşananlar emperyalizmin ve batının dünyaya pazarlamaya çalıştığı demokrasinin koskoca bir yalan olduğunu da bize öğretiyordu. Demokrasi kimin yöneteceğine halkın, nasıl yöneteceğine ise emperyal güçlerin karar verdiği bir yönetim biçimi olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

Suriye…
Suriye’ye ise en büyük desteği yine bu manevrasıyla ABD vermiş oldu. Rusya temasları sonrasında bir anda tüm planlarını askıya alan ABD Yönetimi senatoda müdahalenin oylanmasını bile askıya alacak kadar karar değiştirirken, Suriye’ye yavaş yavaş azar azar öldürmeye katletmeye devam et, fazla dikkat çekme mesajı vermek suretiyle hem kimyasal, hem diğer silahlarla Müslümanları katletmeye devam etmesi mesajını ihtiva ediyordu.

Sonuç…
Bütün bu yaşananlar da gösterdi ki, islam alemi hemen tüm blgelerinde büyük katliamlar, acılar ve soykırımlar ile yanarken, batı ve emperyalizm tarih boyunca hiçbir zaman Müslümanlar lehine olmadığı gibi bugün de olmamakta. Profesyonelce hazırlanmış senaryoların baş rol oyuncuları tarafından titizlikle sahnelenmektedir. Suriye müdahalesi özetle Mısır’da yaşanan katliam, tutuklamalar ve anti demokratik bir şekilde görevinden uzaklaştırılan bir cumhurbaşkanı sürecinin göz önünden uzaklaştırılması, Suriye’de Esed ve işbirlikçilerine daha rahat bir şekilde Müslümanları katletme zemini, Türkiye’yi ise bölgesinde şahin tavrıyla yalnızlaştırmaya yönelik bir hedefe matuftur. 

Unutmamak gerekir ki Suriye’nin geleceğine, kanları, canları, şehidleri ve evlatlarını feda ederek büyük ve güçlü bir irade ortaya koyan muhalafet karar verecektir, yalan ve oyunlarıyla katliamlara ortak olan ABD ve Emperyalizm değil…

Selam, dua ve muhabbetle…

13.09.2013