EMPERYALİZMİN SURİYEYE MÜDAHALESİ...
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    02.09.2013

Suriye’de dünyanın gözleri önünde üçüncü yılına giren katliam ve cinayetler neticesinde yüz binden fazla insanın yaşamını yitirdiği, onbinlerce kayıp, milyonlarca iç ve dış göç ve bütün bir halkın top yekun perişan olduğu saldırılar sürerken, emperyalizm bir anda Suriye’yi savunmaya karar verdi.

Öncelikle kimyasal katliamla birlikte başlayan süreçte bütün dünyayı ayağa kaldıran görüntüler, çırpınarak can çekişen çocuklar ve gerçek rakamlara göre 1.000’in üzerinde kişinin birkaç saat içinde katledilmesiyle birlikte emperyalizmin Suriye müdahalesi uluslar arası arenada meşruiyet kazanmış oldu. Daha önceki hiçbir işgal ve müdahalesinden hiçbir halka hayır gelmemiş olan ırkçı emperyalizmin Suriye müdahalesini istiyor muyuz? Kesinlikle HAYIR. Ancak bu müdahale sürecinin aktörleri ve bileşenleri açısından kimi nasıl etkileyeceği, yaklaşık olarak kime nasıl tezahür edeceğini ele almak son derece mühimdir.

Şimdi Allah korusun emperyalizm Suriye’ye terör örgütü BM, NATO, ABD vs üzerinden müdahale eder ve Esed’i devirirse bu ölen çocuklarımız, şehidlerimiz, çabalarımız ve emeklerimiz açısından asla bir başarı yada sevinç getirmeyecek, bilakis bizi üzecektir. Zaten bu müdahale evlatlarımızın bundan sonra ölmeyecekleri anlamına da gelmiyor. Afganistan ve Irak gibi müdahaleler on yıllar süren kaos acı ve kandan başka bir şey getirmedi şehirlerimize. Bu müdahale de Müslümanlar olarak kesinlikle isteyeceğimiz bir şey değildir ve olmayacaktır. Zira böylesi bir durumda yıllardır emeklerimizle bina ettiğimiz direniş değil emperyalizm kazanmış olacaktır.

Şimdi bu olası müdahalenin kime nasıl yansıyabileceğini ele alalım.

Türkiye; Bölgede çevresi tamamen ateş çemberine dönen, batının arkasını döndüğü Türkiye, desteklediği muhalefet tarafından değil, emperyalizm tarafından devrilen Esed sonrası Suriye’de pozisyon kaybı yaşayacak, İslami direnişin itibar kaybı olarak yansıyacaktır. İslam dünyasına direnişe yani özelde de direnişin en büyük hamisi Türkiye’ye değil batıya güvenin mesajı verilecektir. Bu Türkiye’nin İran, Çin, Rusya denklemindeki pozisyonunu da ciddi anlamda sıkıntıya sokacaktır. Sonuç olarak bloklaşmada net bir düşman olarak konumlandırılacaktır. 

Suriye; Gerek Suriye halkına gerek dünya kamuoyuna özellikle Mısır sürecinde de verilmek istendiği gibi diktatörlerinizi de zalimlerinizi de sizin direnişiniz değil bizim irademiz yıkabilecektir mesajı verilecektir. Elbette bunu kesinlikle kabul etmiyor, doğru da bulmuyoruz. Yıllardır halkın büyük teveccühü ile neredeyse bütün cephelerini İslami direnişin ele geçirdiği Suriye’nin bütün bu emeklerinin emperyalizmin müdahalesi sonucunda daha ılımlı hatta mümkünse seküler (laik) bir anlayıştaki hükümete bırakılması sağlanarak, yıllarca ezilmiş bastırılmış olan bölge İslami uyanış ve direniş düşüncesinin kırılması ön görülecektir.

Emperyalizm; Burada bu kavramın adını net olarak ifade etmek lazım. Saldırgan ırkçı emperyalizmi, ABD, İsrail, Fransa, İngiltere ve İşbirlikçi arap ülkeleri olarak sıralayabiliriz. Bu müdahaleyi hangisinin hangi terör örgütü (BM, NATO vs.) üzerinden gerçekleştirecek olmaları çok önemli değil. Emperyalizmin öncelikli hedefi, zaten sona gelmiş olan Esed sonrası süreçte İslami direnişin kurması muhtemel İslami bir devlet nizamının asla Suriye ve orta doğuda kurulmaması, yerine kendisinin himayesinde seküler bir iktidarın kurulmasıdır. Burada altını çizmemiz gereken en önemli hususlardan biri, Esed’in sonunun geldiğine dünyanın ikna olmuş olması, ikincisi ise Emperyalizmin yeni Suriye’yi şu anki muhalefete bırakmak istememesi. Muhalefetin gerçekten İslami bir rejim getirme iradesinin güçlü ve müdahale gerektirecek kadar inandırıcı olmasıdır. İran ve onun İslam ülkelerindeki lobilerinin iddia ve iftira ettikleri gibi muhalefet eğer ABD ve İsrail yanlısı olsaydı emperyalizmin müdahalesi anlamlılığını yitirecek değil miydi?

Şii Hilali; Bu kavramın da adını ifade etmek lazım. Bölgedeki bilek güreşinin en acımazsı iki tarafından biri emperyalizm ise diğeri de Şii Hilalinin bileşenleri diyebileceğimiz başta İran, Rusya, Çin, Irak olmak üzere bunların türevi ülke ve yönetimlerdir. Emperyalizmin kimyasal gibi “meşru” bir gerekçeyle Suriye’ye girerek Esed’i devirmesi kuşkusuz bu bloğa karşı ciddi bir kazanım olacaktır. Esed’i destekleyen unsurlardan bir kısmı Şii hilalini, bir kısmı ise Akdeniz’deki tek Rus askeri üssünü korumak ve ABD’ye karşı sıcak denizlerdeki tek ve en önemli stratejik kapısını korumak için bu desteği vermektedir. Eğer emperyalizm bu ve benzer konularda bir takım garantiler verdi ise, dengeler ve taraflarda ciddi manevralarda görülebilecektir. Irak’ta emperyalizmin tetikçiliğinin yapıldığı gibi.

İran ve Hizbullah; Tabi bu süreçte İran ve Hizbullah faktörünü ayrıca ele almakta fayda var. Zira mezhepsel Saikler üzerinden İran’ın ve tetikçisi Hizbullah’ın Suriye’de katliamların açık bir şekilde tarafı olması, İslam dünyasındaki imajını yerle bir etti. İleriki zamanlarda İran ve Hizbullah ile ilgili planlarda İslam dünyasının artık bu ülkeye ve bu örgüte sahip çıkmaması sağlandı. Ancak bunu emperyalizm değil İran ve Hizbullah bizzat kendi iradesiyle yaptı. On binlerce müslümanın açıkça katili olan bir iradeye yüksek frekanstan destek vermek ve daha da ileri giderek bu katliamın bizzat içinde fiilen yer almakla Hizbullah ve İran İslam dünyası tarafından tepki görmeyi fazlasıyla hak ediyor. 


Son olarak olası müdahale sonrası Suriye;

Burada ön görülen üç parçaya ayrılmış bir Suriye.

1) Kuzeyde Türkiye sınırında adı Kürdistan olmasa da bir kürt bölgesi. Burada Türkiye’ye mesaj verilerek olası Müslüman Suriye ile direkt irtibatının kesilmesi ve Irak ile İran Kürdistanlarının orta yada uzun vadede stratejik temellerinin atılması, ayrıca da yeni Suriye’ye Türkiye’nin desteğinin önünü keserek Suriye’nin geleceğinde Türkiye faktörünün zayıflatılması yada tamamen eksilmesi ön görülmekte. Böylelikle ulus devlet fikri üzerine bina edilmiş olan halkın gözünde Türkiye’nin buna engel olamamış iradesi ile iç dengeler açısından itibar kaybetmesi de ön görülmektedir.

2) Ortada seküler, İslamcı yada bir başka ideolojik/dini temelli muhalif Suriye. Burada da yeni Suriye’nin dünya yada özellikle en büyük destekçisi Türkiye ile bağlarının kopması yada istediği kadar rahat olmaması ön görülmekte.

3) Esed yanlılarının Nusayri Suriye’si. Burada da Esed ve destekçilerine iç ve dış dengeler açısından kontrol altıda, etkisi zayıflatılmış ve sıkışmış bir Esed kalıntısı bırakmak ön görülmektedir. 

Olası senaryolardan da anlaşılabileceği gibi emperyalizmin Suriye’ye müdahalesi, Suriye, Bölge, Türkiye ve Ortadoğu’nun geleceği açısından ciddi riskler barındırmaktadır.

Özetleyecek olursak emperyalizmin olası müdahalesi hiçbir şekilde hayır getirmesini beklemiyor ve kesinlikle doğru bulmuyorum. Yeni ve Özgür Suriye’de sonuca, yıllardır onurlu duruşuyla İslami direniş karar vermelidir. 
Şunu açıkça söylüyorum ki; Emperyalizm Suriye’ye girerse, Muhalifler için Esed sonrası yeni düşman olarak kendisini bulacaktır.

27.08.2013

Süleyman KURT

twitter/slymnkurt