SANCAKTAR DERGİSİ NEYİN PEŞİNDE?
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    14.01.2013

 

Sancaktar Dergisi Neyin Peşinde?

Özellikle yetmişli seksenli yılların fikir oluşumlarının en önemli kitle iletişim araçları arasında şüphesiz dergiler gelirdi. O zamanların iletişim araçları ve örgütlü mücadelenin irtibat merkezleri de yine bu dergilerin irtibat ofisleri, lokalleri olurdu falan. Bunları bilen bilir bilmeyenlerde bilenlere sorar öğrenir. Tamam bunda bir sorun yok ama, bu Sancaktar diye bir dergi geçti elime geçenlerde. Sormadan edemedim neyin peşindesiniz arkadaşım siz? Yıllar öncesinin örgütlü ve ideolojik temellere sahip fikir mücadelelerine mi özendiniz? Önüne gelen dergi cemaat dergi kurma hevesinde, amacınız ne popüler olmak mı? İçeriğine baktım hep aynı şeyler? İddialı ütopik ve sosyolojik tahliller falan filan.

Yine kim bir macera peşine düşmüş diye yazar kadrosuna baktım. Hakan Albayrak, Adem Özköse, Bülent Akyürek, Eyüp Gökhan, Abdurrahim falan… Yine mi siz demeden edemedim. Bu arkadaşların bir kısmını iyi tanırım, yol bilmez, oturmak bilmez, söz bilmez arkadaşlardır. “Gençler işte” deyip geçesim geldi ama yok illa yazmam lazım dedim. Biz bu ekibi iyi biliyoruz, kimse kusura bakmasın Mavi Marmara’ya Gazze yolunda saldırılırken neredeydi bu arkadaşlar, Suriye’de insanlar ölürken neredeydiler? Anca hayali şeyler yazmayı bilen ama içlerinde hep başka hayaller olan arkadaşlardır bu ekip…

Hayır tutmayacağı, satmayacağı belli, sen bunu bile bile neden macera peşindesin anlamadım gitti. Ne bekliyordun ki onbinlerce satılacağını, bayilerde tükeneceğini mi? Yav güldürmeyin insanı, siz nerede yaşıyorsunuz arkadaşlar?

Tutamadım kendimi gittim aldım bi tane. Bi arkadaş evinde hediye etti daha doğrusu, yoksa gidip alacak değilim…

Aldım inceledim, ona buna mektup yazmalar falan…

Sanırım her şey alıp inceledikten sonra başladı. Yazdıklarımın hepsinde haklı olduğumu bir bir anladım. Araştırdım karıştırdım soruşturdum…

Ne demiştik?

Önce ekibi araştırdım, dedim ya bir kısmını iyi tanırım zaten, üç kağıt, ihale, yolsuzluk, ahlaksızlık, yalan yol bilmez. Bunca yıldır bi şeyler yapmanın peşinde geçen zaman sonrasında artık köşesine çekilip okur yazar diye beklediğimiz koca koca adamlar oturmak bilmez bir şekilde ilk günkü heyecanla hala çabalamakta, bi durun bi yeter deyin, yok... Bizzat gördüm çetrefilli söz bilmez, karnından konuşmaz, lafını esirgemez ne kadar adam varsa toplanmışlar. Belli ki gelecek sayılarda başkaları da gelecek. Yazar, çizer, söyler, okur, bastırır, dağıtır ekibi de iyi biliyoruz. Mavi Marmara giderken nerdeydiler dedik, evet neredeydiler gerçekten? Sabah namazında uyanıp Filistinli kardeşlerine dua etmek, otoriteden izin alarak resmi ve legal yollarla Filistin Özerk yönetimine yardım yapmak varken o geminin içindeydiler, bizzat biliyorum. Suriye’de insanlar ölürken nerdeydiler peki? ABD’ci, NATO’cu emperyalizmin piyonu olan üç beş çapulcunun, barış elçisi, özgürlükler abidesi siyonizmin korkulu rüyası Esed’e karşı savaşında, onların yanında durdular en başından beri. Destekledikleri yetmedi kalktılar gittiler, sabahlara kadar defalarca ısrarla inatla Özgür Suriye dediler, Müslüman Suriye dediler, hatta daha da ileri gittiler Suriye İslam Devrimi dediler. Tırlarca yardım konvoylarına öncülük ettiler, sabaha kadar koşturup sabah başka bir yerde yine koşturduklarını görenler oluyormuş, ben onların yalancısıyım…

Aman bana ne ki bunlardan, dedim ya hepsinin bir hayali var. Neydi o ilk sayıda hayallerini yazmışlar, Hürriyet, Adalet, İttihad-ı İslam… Hayal mi gerçek mi bunu zaman karar gösterecek.

Böyle şeyler var işte. İçine baktım bi neler var diye, önce Ak Partiye bi mektup yazmışlar, bu kadar olur yani, öyle mektup yazılır mı? Ne bekliyorsunuz Ak Parti’den başbakan bakanlar kurmaylar ve yöneticiler sizin istediğiniz gibi davranıyor zaten, Arap Baharında sizin istediğiniz yerde değiller mi? Ak Parti gençlik kollarına mektup yazmışlar, bir de Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a. Nasrallah’ı biliyorsunuz değil mi? Şu katillere Siyonistlere karşı savaşan efsane Ortadoğu direniş örgütünün lideri. Hatırladınız mı, hani hala keskin savaşçılarının düşmanlarını tek tek öldürdüğü efsane direniş örgütü. Hala düşmanlarına karşı aktif olarak savaşmaya devam ediyor. Aman hala anlamadıysanız diyecek sözüm yok…

Suriye devrimini batıya kaptırmayız başlığında bir yazı da var, batıya kaptırmak mı, güldürmeyin insanı, hangi batı, neyi kapıyor? Unutmadan söyleyeyim, kendilerini kimlerin takip edebileceğine de karar vermişler, Eyüp Gökhan Özekin tek tek yazmış…

İşte Orta Doğu İslam Devrimleri, Mavi Marmara, İslam dünyasının birliği gibi konular var.

Tutar mı bu dergi bilmem ama ilk sayısı tam bir fiyasko…

Muhtemelen bu ilk sayıyla birlikte gündemin orta yerine oturacaklarını binlerce satacağını bayilerde görenlerin şaşıracağını sevineceğini falan sandılar ama yanlıdılar…

Neden mi?

Öncelikle binlerce satmadı dergi, onbinlerce sattı, en son bildiğim 50.000 yada bir başka değişle ELLİ BİN yada ELLİ 1000 ne bileyim işte, bu kadar sattı yani binlerce tahmin etmişlerdi ama yanıldılar.

Güncemin orta yerine oturur sandılar bence bunda da yanıldılar, sosyal medya, gazeteler, internet siteleri, hemen tüm muhafazakar ve tematik Televizyon kanalları, radyolar, köşe yazarları, STK’lar ve kanaat önderlerinden başka ilgi gösteren olmadı, bir çok tematik kanalın ana haberinde konuk olmaktan, binlerce kişinin dergiden bahsetmesinden öteye geçemediler, gündemin ortasına değil de baş köşesine oturdu bence bunda da yanıldılar.

Bayiler konusuna hiç girmeyelim isterseniz, bütün gazete bayilerine dağıtılmış, bilinen bir çok kitabevine onlarca yüzlerce dağıtılmış, dağıtıldıktan birkaç gün sonra soruyorsunuz hiç birinde yok… Kalmamış…

Sıra da ne var merak ediyorum? Yeni sayılar mı çıkacak?

Hadi bakalım bekliyoruz öyleyse, yolunuz açık direnciniz kuvvetli olsun arkadaşlar, teşekkür ediyorum size, düşündüklerimde yanıltmadığınız için…

Eyvallah.

 

Not: Tanıtım videoları altı üstü mükemmel olmuş, abartmayın.

 

Süleyman Kurt

14.01.2013

www.suleymankurt.com