İŞLETME VE SİVİL TOPLUM KURULUŞU İLİŞKİSİ
Süleyman Kurt tarafından yazıldı.    |    04.12.2012

 

1.İŞLETME KAVRAMI

İşletme, insanların gereksinme duydukları veya istedikleri malları ve hizmetleri sunabilmek için lazım olan faaliyetleri gerçekleştirme aracıdır. En yaygın tanımı birlikte işletme insan gereksinmelerinin karşılanması için mal ve/veya hizmet üretiminin gerçekleştirildiği, iktisadi birimdir. İşletmelerde, ekonomik bi mal ya da hizmet üretimi için üretim faktörleri bir araya getirilir.

 

İşletme, teknik bilgilerin, bilimsel bulguların ve ekonomik ilkelerin uygulandığı; insan davranışlarının değerlendirildiği, toplumsal sorumlulukların ve toplumsal etkileşimlerin oluşturduğu bir birimdir.

Temel kavramlardan da anlaşılacağı gibi, işletme insanların gereksindikleri ve istedikleri mal ve hizmetleri üretmek için oluşturulan bir birimdir.

2.SİVİL TOPLUM KURULUŞU KAVRAMI

2.1.Sivil Toplum Kuruluşunun Tanımı

Sivil toplum kuruluşları, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. (Vikipedia Ansiklopedisi)

STK, gerek ulusal gerekse uluslar arası düzeyde, demokratik siyasal yaşam için önem kazanmışlardır. Bunun nedeni,  güçler ayrımı gibi temsili demokrasi kuramlarının günümüzde aşınmış bulunmasıdır. Örneğin, siyasal parti disiplini olgusu, yasamanın yürütmeyi denetlemesi gibi bir düşünceyi gerçekdışı kılmıştır. Unutmayalım ki, Eski Yunan’da demokrasinin mekanizması, seçmek değil, kur’a çekmekti. STK, doğrudan demokrasiye benzer bir karar alma süreçlerine katılma olanağı sağlıyor gibi göründüğü için bu denli önem kazanmıştır. Ayrıca, STK genellikle dar maddi olanaklarla çalışırlar; gerçekleştirmek istedikleri tasarılar için her zaman mali destek bulmak zorundadırlar. Çağdaş bir çoğulcu toplumda, STK ancak çok sayıda olursa, toplumun her üyesinin de çeşitli çıkar ve ilgilerine göre çok sayıda örgüte girmesiyle iç içe şebekeler oluşursa, demokratik dengeler sağlanır ve kamu yararı gerçekleşir. (Tuncay, Mete, Sivil Toplum Dergisi Ocak -Şubat - Mart 2003 Sayı:1 )

STK tanımları gereği, büyük bir çeşitlilik göstermekle birlikte, gerek ulusal siyasette gerekse uluslar arası açıdan anlam ve önem taşıyanları, kişisel ya da grupsal çıkar sağlamak peşinde koşmayan, demokratikleşme, çağdaşlaşma gibi temel hak ve özgürlükleri korumayı amaçlayanlardır.

2.2.Sivil Toplum Kuruluşlarının Tarihçesi

Uluslararası STK’ların tarihi 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Köleliğe karşı ve kadın haklarının kazanılması konularında çok önemli roller oynayan STK’ların etkinlikleri Dünya Silahsızlanma Konferansında en üst düzeye ulaşmıştır. Ancak bugünkü manası ile “Sivil Toplum Kuruluşu” kavramı ilk defa 1945 yılında Birleşmiş Milletler teşkilatının kuruluşu sırasında, kuruluş beyannamesinin 10. Bölümünün 71. Maddesinde devlet ve üye ülkelere ait olmayan kuruluşların danışmanlık rolü ile ilgili tanımlamada kullanılmıştır. Sivil Toplum Kuruluşlarının sürdürülebilir kalkınma alanındaki hayati rolleri ilk defa Birleşmiş Milletlerin STK’lar ile BM arasında sıkı danışmanlık ilişkilerinin düzenlendiği 21. ajandasının 27. Başlığında dile getirilmiştir.

Sivil toplum kuruluşları oda, sendika, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterir. Vakıf dernekler topluma yararlı bir hizmet geliştirmek için kurulmuş yasal topluluklardır. Sivil Toplum Kuruluşları, herhangi bir devlet organından bağımsız bir şekilde özel kişilerin girişimiyle kanuni olarak kurulmuş her türlü organizasyon için kullanılan genel bir terimdir. STK’ların tamamen veya kısmen devlet organları tarafından desteklendiği durumlarda bile STK bünyesinde herhangi bir devlet yetkilisi bulunmadıkça kurumun STK olma özelliğinin devam ettiği kabul edilir.(vikipedia ansiklopedisi)

3.SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI

Sosyal sorumluluk, ‘işletmenin sahip, ortak ve/veya yöneticilerinin işletmeyi yönlendirirken toplumun değer yargılarına göre hareket etmesi ve sosyal gereksinimlerin farkında olarak işletmeyi yönetmesi’ olarak tanımlanabilir. Buna ilaveten, işletmelerin bir yandan faaliyetlerini sürdürürken bir yandan da kendi ilgi alanları çerçevesinde sosyal düzenin korunması ve geliştirilmesi için zorunlu derecede önemli olan faaliyetleri araştırması ve bunları elinden geldiği kadar uygulaması/uygulatması gerekmektedir. İşletmeler üzerlerine alacakları sorumluluklar ile ülkenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunmalıdırlar. (Yaman, Yılmaz, Sivil Toplum Dergisi Ocak -Şubat - Mart 2003 Sayı:1 )

4.KAMU YARARINA ÇALIŞAN S T K’LARA DEVLET DESTEĞİ VE İSTİSNAİ DURUMLARI

Eğer kamu yararına çalışan kuruluşların çalışmalarını kolaylaştıracak ve ayakta kalmalarını sağlayacak devlet yardımı mevcut değil ise kamu yararı statüsünün tanınması hiçbir anlam taşımamaktadır. Devlet teşviki, genellikle işletme gelirine vergi istisnaları uygulamak veya kamuya yararlı kuruluşa yapılan bağışları vergi veya KDV indirimine tabi tutmak suretiyle gerçekleştirilir. Devlet ayrıca, kamu yararına çalışan kuruluşlara yardım ödeneği tahsis edebilir veya bazı kamu sözleşmelerinin temininde taraflı davranabilir. Kamu yararına çalışan kuruluşların çalışabilmeleri ancak sağlanacak destek ve yardımlara bağlıdır.

Şahıslara ve kamu yararına çalışan kuruluşlara bağışta bulunan şirketlere vergi teşviki sağlamak suretiyle kamuya yararlı faaliyetlerin desteklenmesi, özel hayır kurumlarının teşviki bakımından çok önemli bir aşama oluşturmaktadır. Değişmez bir kural olarak bağış yapanın teşviki, bağış alanın kamu yararı statüsüne sahip olması veya alıcının iştirakinin yarattığı kamu yararı faaliyetler ile ilişkilendirilmiştir. (Bikmen, Filiz, Sivil Toplum Dergisi Ocak -Şubat - Mart 2003 Sayı:1 )

 

5.STK VE İŞLETMELERİN İLİŞKİLİ OLDUKLARI ÇALIŞMA ALANLARI

 

Sivil toplum kuruluşları ile işletmeler özellikle de sosyal sorumluluk projelerinde ortak çalışmalar yapmaktalar. Hem topluma, hem işletmeye artı değer sağlayan bu çalışmaları sosyal sorumluluk projeleri üst başlığında değerlendirilebilir. Şimdi bu kavramları, işletmelerin STK’lar ile olan ilişkilerini ve bunların detaylarını ele alacağız.

5.1.İşletmelerin STK’lara Sağladığı Destekler

            Son yıllarda Türkiye’de görülen çalışmalar; şirketlerin bir takım faaliyetlerini sivil toplum kuruluşlarıyla beraber yapmaya başladıklarını göstermektedir. Bunun ardında sivil toplum kuruluşlarına olan teveccühten pay alma, bu teveccühü paylaşma gibi bir niyetin olduğu düşünülebilir. Fakat niyet ne olursa olsun ortaya çıkan sonuç bakımından olumlu bir durum vardır. Zira artık çalışanlarını, mesai saatleri içinde birtakım sivil toplum kuruluşlarında yönlendirme ve onlara yardım etmelerini sağlama; kullanılan demirbaşları, eski bilgisayarları bu tür kurumlara bağışlama gibi toplam faydayı arttırıcı bir takım faaliyetler şirketlerin gündemine girmeye başlamıştır.

İşletmeler sosyal sorumluluk uygulamalarını gerçekleştirirken çeşitli yöntemler kullanırlar. Bu durum onları etkileyen çevre faktörlerinin (kaynaklar, coğrafi bölge, ekonomik durum, kişilerin ve toplumun eğitim durumu...) doğal bir sonucudur. Etkenlerin çeşitliliği topluma yansıyan uygulamaları da çeşitlendirmektedir. Aşağıda işletmelerin sosyal sorumluluk bağlamında sivil toplum kuruluşlarına/kuruluşlarıyla yaptığı çeşitli uygulamalar yer almaktadır.

5.1.1. Sponsorluk

İşletmeler STK’ların yaptıkları çeşitli faaliyetlere sponsorluk yapmaktadırlar. Sponsorluk ilgili STK yada devlet kurumlarının yaptığı faaliyetleri genel olarak maddi anlamda desteklemektir. Bu destek direkt olarak yapılan faaliyet için belirli miktar para yardımında bulunmak olabileceği gibi faaliyet için yer, araç-gereç tahsisi şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir. Sponsorluk istemi genellikle STK’dan şirkete yönelen bir istemdir. Bazen de bir işletme kendi faaliyet alanı ile ilgili bir konuda bir STK’ya o yönde bir çalışma yapması için destek vermeyi kendi teklif etmektedir.

5.1.2.Secondment

Batı ülkelerinde görülmeye başlanan bu uygulama şirketin çalışanlarını, mesai saatleri dahilinde, yani ücretinin şirket tarafından ödendiği bir zaman diliminde belirlenen bir STK’da (yada bunu talep eden bir STK’da) çalıştırması şeklinde gerçekleşmektedir. Bu yolla çalışanlar, işletmede belki bulamadıkları organizasyon, kişiler arası iletişim ve yardımlaşma gibi meziyetleri kazanmakta ve bunları çalıştıkları işletmeye de transfer edebilmektedir. Şirket, çalışanlarını sosyal sorumluluk çalışmalarına ortak etmekte ve bu bağlamda onlara vakit vermektedir ve bazen bunu bir kurum politikası haline getirmektedir.

5.1.3.Uzmanlık Desteği

Kurumun profesyonel birikimini, kurum üst düzey yöneticilerinin bilgi ve birikimlerini sivil toplum kuruluşlarına aktarmak. Çeşitli konularda (yönetim, pazarlama, tedarik zinciri yönetimi vs.) onlara uzmanlık desteği sağlamak, gene işletmelerden STK’lara yönelen destek araçlarındandır. Bu yöntem kimi yerlerde Secondment ile beraber kullanılabilmektedir.

5.1.4.Ürün Bağışı

Şirketler ürettiği mallardan bir kısmını (gıda maddesi, giyim eşyası, mobilya, bilgisayar vs.) yardım kuruluşlarına, ihtiyaç sahiplerine dağıtması için bağışlamaktadırlar.

5.1.5.Kar Payı ve Diğer Kurumsal Birikim Aktarımları

Bazı hassasiyetlere sahip birtakım işletme yöneticileri kurumlarında karlarının bir kısmını vakıf ve derneklere bağışlamakta ya da direkt kendileri ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadırlar. Bu tür çalışmaların yaygınlaşması sosyal dengenin sağlanmasına önemli bir vesile teşkil edecektir.

5.1.6.Bina ve Ekipman Yardımı

İşletmeler STK’ların ihtiyaç duyduğu çeşitli bina, yerleşim yeri gibi ihtiyaçlarını da karşılayabilmektedirler. Örneğin ortaöğretim öğrencilerine eğitim desteği alanında çalışan bir STK’ya ihtiyaç duyduğu bir etüt merkezinin yaptırılması. İşletmeler kullanılmış demirbaş yada bilgisayarlarını bir STK’ya bağışlayabilmekte ve bu yolla da destek sağlayabilmektedirler.

6. GIDA BANKACILIĞI SİSTEMİ

            İşletmeler yine STK’lar ile ilgili olarak gıda bankacılığı kapsamında ortak çalışma yaparlar. Böylelikle devletin teşviki ve işletmenin de desteği ile sosyal dengenin oluşumu ve devamlılığı sağlanır. Gıda bankacığını ele alırken kavramı, doğuşu, işletmelerin uygulama yöntemleri ile birlikte ele alacağız.

6.1.Gıda Bankacılığının Tanımı

Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma duygusunun bir yansıması olan gıda bankacılığından hareketle, bu kavramın öncelikle incelenmesi gerekmektedir. Bu noktada, ilk olarak Gıda Bankacılığı kavramının ne anlama geldiği kısaca ele alınacaktır.

Gıda bankacılığı sisteminde ihtiyacı bulunanlara gıda, temizlik, giyecek ve yakacak  yardımı yapabilmesine ilişkin hükümler bulunan ve kâr amacı gütmeyen dernek veya vakıf  “Gıda Bankası” olarak faaliyet göstermektedir. Gıda Bankası, üretici veya satıcılardan bedel ödemeden almış olduğu ürünleri aracı işlevini görerek ihtiyacı olanlara düzenli ve sağlıklı bir şekilde ulaştırılmasını sağlamaktadır.

Gıda bankacılığı sisteminde, ekonomik açıdan durumu iyi olmayan vatandaşlar ile ellerinde çeşitli nedenlerle piyasaya sürülemeyen veya pazarlanması verimli olmayan ihtiyaç fazlası gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddeleri bulunan üretici, lokanta, market, otel vb. gerçek ve tüzel kişiler arasında köprü vazifesi görerek israfın önlenmesi hususunda toplumsal şuurun  oluşmasına katkıda bulunarak sosyal adaletin  sağlaması yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.

6.2.Gıda Bankacılığının Doğuşu ve Gelişimi

Gıda bankacılığı (Food Banking) ; ilk olarak 1960’lı yıllarda Amerika’nın Arizona Eyaletinde Phoenix’de emekli bir iş adamı olan John Van Hengel’ in gönüllü olarak bir aşevi kurmasıyla ortaya çıkmıştır.  ABD’ de yapılmış olan bir çalışmaya göre herkesin gıda bankacılığının ne olduğunu bildiğini, Gıda Bankalarının milyonlarca gıdanın milyonlarca insana ulaştırılmasını sağladığını da bildiği ama yinede insanların bu konuda sorumlu bir birey olarak davranmamasının bir felaket olarak değerlendirileceği dile getirilmiştir.  Aynı çalışma daha sonra Gıda Bankacılığının faydalarından bahsetmiştir. (Özdemir, Ahmet Ali, AGN İnt.)

Buna göre;

•          Toplum, Gıda Bankacılığı vasıtasıyla yardımlaşma ve dayanışmaya  sevk edilmiştir.

•          Bir çok gıda bankası federal ve milli açlık geliştirme programlarına ve sosyal yardımlara öncülük etmiş olup, yardım yapanlara kredi ve vergisel ayrıcalıklar tanınmıştır.

•          Gıda Bankaları, organizasyonlarının gücünü ve açlıkla mücadeledeki önemin farkına varmışlardır.

•          Gıda Bankacıları; hizmetlerinde iş eğitimi, rehberlik, beslenme eğitimi ve daha başka faaliyetlerini yerine getirmişlerdir.

•          Bu sayede gıda bankacıları kendilerini daima toplumla bütünleştirmiştirlerdir. 

Gıda Bankacılığı; bağışlanan veya üretim fazlası sağlığa uygun her türlü gıdayı tedarik eden, uygun şartlarda depolayan ve bu ürünleri doğrudan veya değişik yardım kuruluşları vasıtasıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştıran ve kar amacı gütmeyen dernek ve vakıfların oluşturduğu organizasyonlar olup,  çok küçük bir organizasyon olarak Amerika Birleşik Devletlerinde başlayan bu sistem, bugün yüzlerce gıda bankası ile American’s Second Harvest olarak adlandırılan organizasyon içerisinde faaliyette bulunmakta olup ABD’de  her yıl 20 milyondan fazla insana gıda yardımı sağlamaktadır. Gıda Bankasına verilen gıdalar, üretim fazlası, paketleme veya kodlama hatası sebebiyle piyasaya sürülememiş, sağlık şartlarına uygun ancak hasarlı paketli ürünlerden ve hayırseverlerin bağışlarından oluşur. (Özdemir, Ahmet Ali, AGN İnt.)

 

KAYNAKÇA

 

·Edam Danışmanlık

 

·         Özdemir, Ahmet Ali, AGN İnt.

·         Tuncay, Mete, Sivil Toplum Dergisi Ocak -Şubat - Mart 2003 Sayı:1

·         Vikipedia Ansiklopedisi

·         Yaman, Yılmaz, Sivil Toplum Dergisi Ocak -Şubat - Mart 2003 Sayı:1